Yaşlı adam torunlarına eğitim veriyordu.
 
 Onlara dedi ki:
 
 "İçimde bir savaş var. Korkunç bir savaş. İki kurt arasında;
 
 Bu kurtlardan birisi; korkuyu, öfkeyi, kıskançlığı, üzüntüyü,
 pişmanlığı, açgözlülüğü, kibri, kendine acımayı, suçluluğu,
 küskünlüğü, aşağılık duygusunu, yalanları, yapmacık gururu, üstünlük taslamayı ve egoyu temsil ediyor.
 
 Diğeri ise; zevki, huzuru, sevgiyi, umudu paylaşmayı, cömertliği, dinginliği, alçak gönüllülüğü, nezaketi, yardımseverliliği , dostluğu, anlayışı, merhameti ve inancı temsil ediyor.
 
 Aynı savaş sizin içinizde de sürüyor ve diğer tüm insanların içinde de."
 
 Çocuklar anlatılanları anlamak için bir dakika düşündüler ve
 içlerinden biri büyükbabasına;
 
 "Hangi kurt kazanacak?" diye sordu.
 Yaşlı adam kısaca cevapladı;

  
 
"BESLEDİĞİNİZ".
Dua edenin, 'Rabbim' demesi, Tanrı'nın 'efendim' demesinin ta kendisidir…

Birisi her gece kalkıp Tanrı'yı anıyor, O'na dua ediyordu… Şeytan ona dedi:
"Ey Tanrı'yı çok anan kişi, bütün gece 'Rab' deyip çağırmana karşılık seni buyur eden var mı? Sana bir tek cevap bile gelmiyor, daha ne zamana kadar dua edeceksin?.."

Adamın gönlü kırıldı, başını yere koydu ve uyudu. Rüyasında ona söyle dendi: "Kendine gel, uyan! Niye duayı bıraktın?.. Neden usandın?.."
Adam:"'Buyur' diye bir cevap gelmiyor ki, kapıdan kovulmaktan korkuyorum." dedi. Bunun üzerine dendi ki ona:

"Senin "Tanrım" demen, O'nun buyur demesi sayesindedir…"
Senin yalvarışın, Tanrı'nın senin ruhuna haber uçurmasındandır.
Senin çabaların, çareler araman, Tanrı'nın seni kendine yaklaştırması, ayaklarındaki bağları çözmesindendir...
Senin korkun, sevgin, ümidin Tanrı'nın lütfunün kemendidir…
Senin her 'ya Rab' demenin altında, Tanrı'nın buyur demesi vardır…
Gafilin, cahilin canı, bu duadan uzaktır…
Ağzında da kilit var, dilinde de…
Bununla anla ki, Tanrı'ya dua etmeni, O'nu çağırmanı sağlayan dert, dünya saltanatından daha iyidir…

Dertsiz dua soğuktur. Dertliyken yapılan dua gönülden kopar…

 

Küçük bir çocuk, büyükannesine hayatında her şeyin nasıl da kötü gittiğini anlatıyordu.. Okul, ailesi, arkadaşları…Hiçbir şey yolunda görünmüyordu.. Büyükanne çok akıllı bir hanımdı ve bir kekin torununun sorunlarını çözebileceğini düşündü. Karışımı hazırlarken torununa şimdi biraz atıştırmak isteyip istemediğini sordu.

“Evet, kesinlikle” dedi küçük çocuk açlığını fark ederek. “İşte, biraz sıvı yağ ister misin” dedi büyükanne. “ Yağ mı? İğğ..! diye tiksindi çocuk. “ Peki birkaç çiğ yumurtaya ne dersin” dedi büyükanne bir kahverengi yumurtayı göstererek. “ Berbat büyükanne “..diye cevap verdi,
büyükannesine ne oluyordu böyle?..

“Peki öyleyse biraz un alır mısın? Ya da biraz mayaya ne dersin?” “ Ama büyükanne, tüm bunlar çok tiksindirici !..Mide bulandırıcı !..”

Büyükanne o bilgece duruşuyla gülümsedi ve küçük torununa anlatmaya başladı:

“Evet, bütün bunlar kendi kendilerine çok kötü görünüyorlar ama hepsi doğru bir şekilde bir araya konursa işte o zaman lezzetli bir kek olacaklar ! Tanrı'da işte böyle yapıyor.Çoğu zaman O’nun neden bizim zor zamanlar yaşamamıza izin verdiğini merak ederiz. Ama Rabbimiz, mükemmel bir karışım hazırlamaktadır ve bu mutlaka bizim için en güzel şey olacaktır. Eğer bizler O’na güvenmeyi öğrenebilirsek, harika sonuçları göreceğiz!!.. Tanrı seni çok seviyor. O sana her bahar çiçekler gönderiyor ve her sabah bir güneş doğuruyor senin için. . Ne zaman onunla konuşmak istesen, seni dinler. Hatırla ki, her deneyim, yaşadığın her şey bir hediyedir ve Rabbinin senin için hazırladığı mükemmel hayatın son asıl kek parçası için bir ümit ,bir işarettir..”
Yu.6: 50 Gökten inen öyle bir ekmek var ki, ondan yiyen ölmeyecek
BAŞLANGIÇTA SÖZ VARDI SÖZ KUTSAL RUHUN GÜCÜ İLE BAKİRE MERYEMDEN VÜCUT ALIP ARAMIZDA YAŞADI
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

KELEBEK VE ÇİÇEK

Bir zamanlar birisi TANRI’dan bir kelebek ve bir çiçek diledi.

Fakat TANRI bunların yerine ona bir kaktüs ve bir tırtıl verdi.

Adam üzgündü, neden dileği yanlış anlaşılmıştı, bir anlam veremiyordu. Sonra şöyle düşündü: “TANRI’nın ilgilenmesi gereken o kadar çok insan var ki…..”

Ve sorgulamamaya karar verdi.

Bir zaman sonra adam, öylece bıraktığı dileğinin ne durumda olduğuna bakmaya gitti. Fakat gördüklerine inanamadı!.. Dikenli ve çirkin kaktüsten güzel bir çiçek ortaya çıkmıştı… Ve göz zevkini bozan tırtıl harika bir kelebeğe dönüşmüştü..

TANRI ne yaptığını bilir!.

O’nun yolu HER ZAMAN en doğrusudur, bize tamamen yanlış görünse bile..

Eğer TANRI’dan bir şey isterseniz ve O size başka bir şey verirse, GÜVENİN..

O’nun her zaman size ihtiyaç duyduğunuz şeyi uygun zamanda vereceğine emin olabilirsiniz!.

İstekleriniz, her zaman ihtiyacınız olan şeyler değildir!..

TANRI dileklerimizi her zaman yerine getirir, o yüzden kuşkulanmadan veya şikayet etmeden O’na inanmaya devam edin.

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

TANRI ……………………………………….        en yüce seven
 
DÜNYAYI ……………………………………       en yüce topluluk
 
O KADAR ÇOK SEVDİ Kİ ………………….      en yüce kapsam
 
BİRİCİK OĞLUNU …………………………..     en yüce armağan
 
VERDİ …………………………………………     en yüce eylem
 
ÖYLE Kİ O’NA ……………………………….     en yüce hedef
 
İMAN EDENLERİ   ………………………….      en yüce sadelik
 
HİÇBİRİ ……………………………………….    en yüce fırsat
 
MAHVOLMASIN, ……………………………     en yüce vaat
 
AMA HEPSİ …………………………………..     en yüce farklılık
 
SONSUZ YAŞAMA …………………………..      en yüce hazine
 
KAVUŞSUN …………………………………..      en yüce kesinlik
 
AMA SEVGİLİ KARDEŞLER, YUHANNA 3:16'YI OKUYUP BENİMSERKEN; 1. YUHANNA 3:16'YI OKUMAYI VE UYGULAMAYI UNUTMAYALIM

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

TANRI SORMAZ

TANRI ne tür araba kullandığınızı sormaz!

            Ama binecek taşıtı olmayan kaç kişiyi götürdüğünüzü sorar..

TANRI evinizin kaç metrekare olduğunu sormaz!

            Ama evinizde kaç kişiyi ağırladığınız sorar..

TANRI dolabınızdaki giysilerinizin hesabını sormaz!

            Ama kaç kişiyi giydirdiğinizi sorar..

TANRI sosyal konumunuz hakkında bir şey sormaz!

            Ama hangi sınıf bir insan gibi göründüğünüzü sorar..

TANRI sahip olduğunuz malları sormaz!

            Ama bunların yaşamınızı yönetip yönetmediğini sorar..

TANRI aldığınız en yüksek ücretin ne olduğunu sormaz!

            Ama o parayı almak için karakterinizden bir şeyler kaybedip kaybetmediğinizi sorar..

 TANRI ne kadar fazla mesai yaptığınızı sormaz!

            Ama yaptığınız fazla mesainin kendiniz için mi yoksa aileniz için mi olduğunu sorar..

TANRI kaç defa terfi ettirildiğinizi sormaz!

            Ama sizin başkalarının yükselmesi için ne yaptığınızı sorar..

 TANRI ünvanınızın ne olduğunu sormaz!

            Ama yaptığınız işi elinizden geldiğince en iyisini yapıp yapmadığınızı sorar..                                                                                                                                 

TANRI kendiniz için ne yaptığınızı sormaz!

            Ama başkalarına yardım için neler yaptığınızı sorar..

TANRI kaç dostunuz olduğunu sormaz!

            Ama sizin kaç kişinin dostu olduğunuzu sorar.. 

TANRI kendi haklarınızı korumak için ne yaptığınızı sormaz!

            Ama başkalarının haklarını korumak için neler yaptığınızı sorar.. 

TANRI hangi çevrede oturduğunuzu sormaz!

            Ama çevrenize nasıl davrandığınızı sorar.. 

TANRI derinizin rengi hakkında bir şey sormaz!

            Ama karakterinizin özünün ne olduğunu sorar..

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

BİR HAYAT REHBERİ

 Hayattaki en önemli şey                                TANRI

En güçlü iletişim kanalı                                  DUA 

En değerli hazine                                           İMAN 

Hayattaki en etkili güç                                    SEVGİ 

En büyük mutluluk                                         VERMEK 

Onsuz olunması en kötü şey                           ÜMİT 

En yıkıcı alışkanlık                                          KAYGI 

Dünya üzerindeki en inanılmaz bilgisayar          BEYİN

En büyük kayıp                                              ÖZ SAYGIYI YİTİRMEK 

En büyük doğal enerji kaynağı                        GENÇLİK 

En çirkin kişilik özelliği                                   BENCİLLİK 

Üstesinden gelinmesi gereken en büyük sorun  KORKU 

En güzel kıyafet                                             GÜLÜMSEYİŞ 

Başarıyı engelleyen en büyük düşman              MAZERET 

Toplumda istenmeyen en tehlikeli kişi              DEDİKODUCU 

En güç dolu sözcük                                        YAPABİLİRİM    

 En değersiz duygu                                         KENDİNE ACIMAK 

En güç veren aşı                                            TEŞVİK ETMEK 

En etkili uyku ilacı                                          ZİHİN HUZURU 

En takdir edilen iyelik                                     GÜVENİLİRLİK 

En memnunluk verici iş                                  BAŞKALARINA YARDIM ETMEK 

Ve en iyi yaklaşım                                          ŞÜKRETMEK!..

-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Bu Dosyaları İzlerken Üst Panelden Radyonun Sesini Kısmanız Önerilir.Hoparlörünüz Açık Kalmalıdır.

S

Acı gelişmektir: “Spor sonrası duyduğum kas ağrıları, kaslarımın geliştiğinin müjdesidir. Her acıda anlama ve anlamlandırma sınırlarını zorlarsın.
Şifresini çözdürene dek sana varlığını hissettiren acı, onun nedenini anladığın anda kesilir. Acı öğretmendir ve senin mektubu okumanla birlikte onun dersi bitmiştir. Sınıfı terk ederken yerini haz öğretmenine bırakır……Ölüme dönersek, ölüm henüz ölmemişlerin acısıdır. Ölüm acıyı geride kalanlara verir. Ölümün insanı acıtan yanı, onu anlayamamasıdır. İnsan ölümden korkar, çünkü onu anlayamaz.”

 

BİRER BİRER………………
 
Issız bir kumsalda bir adam günbatımında yürüyüşe çıkmıştı. Yürürken kumsalda ileride bir başka adamın daha olduğunu fark etti. Onun sürekli eğilerek, yerden bir şeyler alarak denize attığını gördü.
 
Adama daha da yaklaştığında, denizin sürüklediği deniz yıldızlarını birer birer yerden alarak, denize attığını fark etti. Adam şaşırmıştı ve seslenerek:
“Merhaba!.. Ne yaptığınız merak ettim” dedi.
 
Diğer adam işine devam ederek:
“Deniz yıldızlarını denize geri atıyorum. Bak görüyor musun, denizin suları çekilmiş ve bütün bu deniz yıldızları sahile sürüklenmişler. Eğer onları denize atmazsam, burada oksijensizlikten ölecekler.”
 
Adam:
“Anlıyorum, fakat bu deniz yıldızlarından binlerce var sahilde. Hepsini kurtarabilmen imkansız. Ayrıca bu sahil şeridindeki her kumsalda durum aynıdır, oralarda da binlercesi vardır. Görmüyor musun bu senin yaptığın bir şeyi değiştirmez.”
 
“Ama bunun için değiştirdi bile” dedi adam gülümsedi ve yerden bir deniz yıldızı daha alıp denize fırlattı. Konuşmasına devam etti.
“Okuduklarımıza göre hükümetler, askerler, savaşlar, büyük güçler ve büyük imparatorluklar genellikle tarihi ve dünyanın görünümünü değiştiriyor. Bu yüzden bazen cesaretimiz kırılıyor ve “Ben kimim ki? Ne yapabilirim? Her şey çok ümitsiz ve imkansız görünüyor!” diye düşünürüz. Dünyayı ve insanları kurtarmak için BİR TEK KİŞİnin yapabileceği HİÇ BİR ŞEY yok gibi gözüküyor, öyleyse bunu denemenin ne yararı var, bir şey yapmanın ne yararı var?
Böylece boşvermek ve dünyanın hak ettiği gibi cehenneme gitmesine ve insanların mahfına izin vermek dürtüsüne mağlup oluyoruz!
Hiçbir şeyi, hiçbir insanı değiştiremeyeceğinizi mi düşünüyorsunuz?
Çok mu geç, çok mu kötü, çok mu fazla, çok mu zor?
Kendimize düşeni yapacağımıza, sorumluluğu özel ustalığa sahip kimselere veya yetkililere bırakmak kolayımıza geliyor.
Çok karmaşık olduğunu ve bizi aştığını düşünüyoruz.
Fakat karmaşıklık ve zorluk bizim çaba sarfetmememiz için bir mazeret olmamalı.”
 
Dünyayı yaşanacak daha iyi bir yer haline getirmeniz ve ölüme mahkum canları özgür kılmanız mümkündür. Aynı kumsaldaki adam gibi harekete geçebilir ve birer birer canları kurtabilirsiniz