İBADET HER PAZAR SAAT 11-13 ARASI                                       

Surp Yerrortutyun

Adres: İstiklal Caddesi Perukâr Çıkmazı Beyoğlu İstanbul

Beyoğlu’nda İstiklal Caddesi’nde yer almaktadır. Burada yer alan ilk Kilise 1699’da Latinler tarafından inşa edilmiş ve 1762’de yanmıştır. 1770’te yeniden, ancak bu kez kagir olarak inşa edilen Kilise aynı zamanda Latin papazları için tutukevi olarak da kullanıldığı bu günkü duyumlar arasındadır. Bir süre Avusturya Konsolosluğu’nun ibadet yeri olarak da kullanılan Kilisenin bu durumu, piskoposluk tahtının tam karşısında yer alan ve üzerinde Avusturya kartalını simgeleyen kabartmadan yola çıkarak anlaşılmıştır. Bu Kilise 25 mayıs 1857'de Ermeni Katoliklere geçerek, onlar tarafından kullanıldı.

 

 

Eski­den Pera denilen ve lâtin Rahiplerin kullandıkları bu Kilise, 1802 den 1854 yılına kadar İstanbul latin patrik vekillerinin merkez Kilisesi olmuştur. 1857'de Kilise Rahip meskeni ile bitişik iki ev, Ermeni Katolikeyalet baş episkoposu monsenyör Andon Hasun tarafından satın alınmıştır.

çok eski bir yapı olan Surp Yerrortutyun mabeti adını "esirlerin kurtuluşu" için tesis edilen ve Rahiplerden kurulu tarikattan almıştır (religieux de l'ordre de la sainte trinite pour la redemption des captifs).
bahsi geçen Kilise hakkında, Peder Barbieri bizlere şu bilgileri aktarmakta­dır: "1722 yılında, imparator II. nci Charles'in himayesinde bulunan dört Rahip dumdum (tomtom) sokağın batısında, saint antoine Kilisesinin alt tarafında bir arsa satın alıp, orada ahşap bir Kilise ile bir konuk evi inşa ettiler. bu iki yapı, bu­gün perukâr çıkmazı denilen, eskidense lâtin sokağı adıyla bilinen mahaldeydi. konuk evine gelince, o mezarlık sokağında bulunuyordu. her ne kadar orada ayinler icra ediliyor isede, bahsi geçen Rahiplerin halkla resmi bir temasları yok­tu".

20 eylül 1762 tarihinde Kiliseleri yandığından ötürü, viyana sarayının ara­cılığıyla sultan II. Mustafa hazretlerinden elde edilen bir ferman sayesinde, ye­niden konuk evini, yedi meskenle birlikte Kiliseyi inşa edebildiler. Kilise 1770 yı­lı Hıristiyan aleminin büyük perhiz devresinin ilk pazar günü Monsenyör Roverani tarafindan takdis edildi. tahta yeni geçen Avusturya imparatoru İ. Fransua’nın elçisi Penkler, kendisi ve ailesi için bir balkonun yapılmasının çok önemli oldu­ğunu vurgulayınca, pera'nın Surp Yerrortutyun Kilisesini (sainte trinite) büyüt­mek için gereken müsaade alınabildi.

yine Rahip Barbieri'ye göre "İstanbul patrik vekili monsenyör Fonton, pe­ra merkezinden hayli uzakta olan galatadaki st. Georges Kilisesinden meskenini Surp Yerrortutyun Kilisesine (sainte Trinite) nakletmek için, imparator majeste­lerinden gereken izni alabildi. şöyleki 25 nisan 1802'den itibaren bu Kilise lâtin cemaatinin katedrali olarak kabul edildi. Monsenyör Fonton'un kardeşi sonradan bir şartla bu Kiliseyi Avusturyalılardan satın alabildi: Kilisenin giriş kapısında bulunan Avusturya armaları kaldırılmayacak ve Kilise üzerindeki Avusturya'nın hu­kuki başkanlığı tanınacaktı".

06 ağustos 1831'de vuku bulan yangın, hem Kiliseyi, hem başepiskoposluk binasını mahvetti. zengin bir kütüphane, dinî merasime ait giysiler, ayinlerde kul­lanılan kıymetli edevatlar ile tüm arşivler kül olup gitti. monsenyör Coressi ile sekreteri Peder Barozzi Saint Benoit Kilisesine sığındılar.
1832 yılında başepiskoposun meskeni, eski plâna göre, yeniden inşa edildi ve 44.594 kurusa mal oldu. Kilisenin tamiratı monsenyör Coressi'nin yönetimin­de başladı. başlıca sunak, episkoposun kürsüsü (tahtı) ile özel şapeli 1834-1835 yıllarında tamamlandı; yeni bir org alındı. 27 ocak 1836'da Kilise monsenyör Hillerau tarafindan büyük bir ihtişamla yeniden halka açıldı. saat 09.00'da Kilise­nin takdisi yapıldıktan hemen sonra, başepiskopos ayini yönetti ve günün mana­sını ve ehemmiyetini taşıyan, Fransızca olarak bir vaaz verildi. bu törenlerde dinî cemaatlerin temsilcileri ile birçok Ermeni Katolik Rahipleri hazır bulundular.
Ermeni Katolik cemaatinin ruhani reisi, monsenyör Andon Hasun, 1856 yılında bu Kiliseye talip oldu. onun bu fikri duyulur duyulmaz, Roma'da bir hay­li itirazlar koptu, ancak bütün bu fırtınalar papa vekili monsenyör Mussabini ile monsenyör Andon Hasun ve Avusturya elçisi baron Prokesch Osten arasındaki satış anlaşmalarını bozamadılar. baron Prokesch Osten, Avusturya imparatorluğunu simgeleyen armanın Kilise kapısında aynen muhafaza edilmesini ısrarla be­lirtti. monsenyör Andon Hasun bu istegi kabullendi.
böylece Kilise ile yanındaki müştemilât 25 mayıs 1857'de Ermeni Katoliklere geçti ve aynı ayın 30'unda monsenyör Hasun bu Kilisenin yönetimini ele al­dı. gerçekten de, viyana mihitaryan Rahiplerinden H. Samuelyan kendi manastır başrahibine yazdığı 03 haziran 1857 tarihli mektubunda söyle bir ifadede bulunu­yordu: 30 mayıstan itibaren, Ermeni Katolik Rahipleri Surp Yerrortutyun Kilise­sinde ayin icra etmege başladılar.

KİLİSENİN BETİMLEMESİ

ayinleri yöneten episkoposun kürsüsü karşısında Avusturya kartalı arması ile işaretlenmiş bir küçük balkon mevcuttur. eskiden Avusturya elçisi için hazır­lanmış bir mahaldir. orgun bulunduğu tribün kısmı Kilisenin bütün enini kapsa­maktadır. Kilisenin baslica sunaginin bulundugu ve din görevlilerine tahsis edilen kısım yüksekte bulunan kubbenin tam altındadır.

ayinlere iştirak eden halkın bulunduğu mahal menner pannaklikla diğer kısımdan ayrılmıştır. kutsal teslise adanmış başlıca sunaktan maada mabetin iki yan sunakları vardır: biri azize Anna'ya, digeri ise yedi acıların çilesini çekmiş Meryem ana ya ithaf edilmiştir. bunu sunakların üzerindeki üç büyük tablo açık seçik göstermektedir. bunların stiline bakıldıgı zaman, onların italya'dan gelmiş olmaları çok muhtemeldir.
bu üç tablonun hangi ressa­mın eserleri olduğu bilinmemektedir ancak bunların degerli sanatçılar tarafından çi­zildikleri aşikârdır. belki yılların akışı içinde sanatçıların imzaları rutubetten sili­nip yok olmuşlardır.
Surp Yerrortutyun Kilisesi daima rutubetli olmuştur. galiba yapılırken kul­lanılan maddelerden ileri gelmiş olsa gerek. daha sonra, ikibuçuk asır içersinde yapılan muhtelif onarımların faydası olmamıştır. 1837 yılında Kilisenin çatısından 6000 küfe toprak kaldırılmıştır. günümüzde de aynı rutubet devam etmektedir.
Kilisenin uzunluğu 24.30m, eni 07.70m, tüm alanı ise 187.11m2 dır. ancak Kilisenin dini giysilerin ve edevatın muhafaza edilen kısmı ile vaftiz mahallinin yeri bu hesaba katılmamıştır.

Ana Sayfa