YENİ ANTLAŞMA  (İncil)

            Kutsal Kitap'ın ikinci yarısı Yeni Ahit, ya da Yeni Antlaşma'dır. Genelde İncil diye bilinir. İncil'in ilk nüshaları, İsa'nın yaşadığı dönemde en yaygın dil olan Grekçe'de elle yazıldı. Bugün hala bazı kentlerimizde resmi binaların önünde görmeye alışık olduğumuz arzuhalciler gibi, ilk çağlarda da yazarların yanı başında her söylediklerini yazan yazıcılar vardı. Örneğin, Pavlus'un ünlü Romalılar Mektubunda şunu okuruz: "Mektubu yazıya geçiren ben Tertius, Rab'be ait biri olarak size selamlarımı gönderiyorum"

(Romalılar 16:22).

İncil, İsa'nın, Tanrı'yı bize açıklamak için dünyaya gelen "Tanrı Sözü" olduğunu belirtir. İbraniler Mektubunun yazarı aynı konuya değinirken şöyle der: "Tanrı, eski zamanlarda peygamberleri aracılıyla birçok kez çeşitli yollardan atalarımıza seslendi. Bu son çağda her şeye mirasçı kıldığı ve aracılığıyla evreni yarattığı kendi Oğlu'yla bize seslenmiştir." 

  'Tanrı Sözü' olan İsa Mesih'in yaptıklarını ve öğrettiklerini yazılı olarak bizlere aktarma görevi İsa'nın ilk öğrencilerine verildi. Bunlardan biri olan Yuhanna, kendi adıyla anılan üç mektubun ilkinde görevini şöyle tanımlar:  "Yaşam Sözü'yle ilgili başlangıçtan var olanı, işittiğimizi, gözlerimizle gördüğümüzü, seyredip ellerimizle dokunduğumuzu duyuruyoruz. Yaşam açıkça göründü, O'nu gördük ve O'na tanıklık ediyoruz..."

 

Pavlus'un yakın arkadaşlarından biri olan Luka, kendi adıyla anılan İncil kısmını yazmasının nedenlerini şöyle açıklar:                    "Sayın Teofilos;

            Birçok  kişi aramızda olup bitenleri yazmaya girişti. Nitekim başlangıçtan beri bu olayların tanığı ve Tanrı sözünün hizmetkarı olanlar bunları bize ilettiler.  Ben de bütün bu olayları ta başından özenle araştırmış biri olarak bunları sırasıyla sana yazmayı uygun gördüm. Öyle ki, sana verilen bilgilerin doğruluğunu bilesin."

                                Peki bu amaçla yazılan metinler elimize nasıl ulaştı?

            Basım araçlarının kullanılmaya başlandığı 15. yüzyıla kadar İncil'in sadece ilk nüshaları değil, diğer tüm nüshaları da elle yazılageldi. Başlangıçta, genellikle yazı için kamıştan yapılan ve papirüs diye adlandırılan bir çeşit kağıt kullanılırdı. Papirüs zamanla yerini daha dayanıklı olan parşömene bıraktı. Parşömen, yüzeyi temizlenip kireç taşıyla doyurulmuş deriydi; adını, imal edildiği yer olan Bergama'dan almıştır.

Dokuzuncu yüzyıla kadar metinler genellikle ayrık yazılan majüskül harflere benzer ve ünsiyal diye nitelendirilen harflerle yazılırdı. Dokuzuncu yüzyıldan itibaren bu harflerin yerini minüskül denen ve birleşik yazılan küçük harfler aldı. Daha az yer kaplayan bu harfler, yazımda da önemli bir hız sağladı. Sonuç olarak kitaplar ucuzladı ve daha çok sayıda yazılmaya başlandı. İncil'in ilk nüshalarının önemli bir bölümü hala elimizdedir. İlk yüzyıllarda metinler narin yapılı papirüslerin üzerine yazıldı, bunların çoğu ancak yıpranmış olarak günümüze ulaşabildi. Bununla birlikte Mısır çöllerinde yüzlerce yıl insan eli değmeden saklı kalmış, yapılan kazılar sonucu gün ışığına çıkarılmış doksan kadar papirüs bugün elimizde bulunuyor. Bunların en eskisi, 2. yüzyılın ilk yarısına ait olup Manchester Üniversitesi'nin John Rylands Kütüphanesi'nde korunmaktadır. El yazmaları kısmında, İ.S.200 yıllarına ait olup Dublin'deki Chester Beatty Kütüphanesi'nde korunan metni görebilirsiniz. Üçüncü ve sonraki yüzyıllardan günümüze ulaşan elyazması parşömenlerin sayısı ise 3000'i geçiyor. Elimizde bulunan elyazmalarının ancak 100 kadarı papirüstür.

Antik çağa ait diğer kitaplarla karşılaştırıldığında İncil metnine ışık tutan bunca kanıt, İncil'in günümüze sağlıklı bir biçimde ulaştığının güvenli göstergeleridir. İncil'den sonra ikinci sırada 647 elyazmasıyla desteklenen Homeros'un İlyada destanı bulunmaktadır.

İncil'in ilk yüzyılara ait metinlerine güvenilir kanıtlar sunan önemli sayıda başka kaynaklar da vardır. Bunların içinde kilise ayinlerinde okunan ve İncil'den ayetler içeren 2200'den fazla ayin kitabı sayılabilir. Son olarak İncil'in çeşitli dillere yapılmış çevirilerini de anmak gerekir. İkinci ve üçüncü yüzyıllara dayanan ilk İncil çevirileri Süryani, Latin ve Kıpti dillerinde çıkar karşımıza. Bu metinler, İncil'in İ.S.300 yılından önceki metnine tarafsız kanıtlar teşkil ettikleri için önemlidirler.

KUTSAL KİTAP'IN İÇERİĞİ

  Kutsal Kitap, Eski ve Yeni Antlaşma olmak üzere iki kısımdan oluşur. Eski Antlaşma, İbranice ve Aramice olarak yazılmıştır. Eski Antlaşma 39 kitaptan oluşmaktadır. Bu kitaplar içerik ve metinsel biçim açısından dört temel sınıfa ayrılır.

Yeni Antlaşma Kutsal Kitap'ın ikinci kısmıdır ve halk arasında İncil diye bilinir.

 İncil 27 kitaptan oluşur.

 ESKİ ANTLAŞMA (TEVRAT VE ZEBUR)

Eski Antlaşma'da yer alan 39 kitap, içerik ve biçim açısından 4 sınıfa ayrılır:

Yasa, Tarih, Özdeyiş ve Şiir, Peygamberlik kitapları.

1- Yasa kitapları:  Yahudiler'in "Tora" diye tanımladığı bu kitaplar, Kutsal Kitap'ın ilk beş kitabıdır. Genelde Musa'nın beş kitabı olarak bilinir  Bunlar, Kutsal Kitap'ta ki sırasıyla: Yaratılış, Mısır'dan Çıkış, Levililer, Çölde Sayım ve Yasa'nın Tekrarı'dır.

2- Tarihsel Kitaplar, Peygamberlerin Kitapları Yeşu, Hakimler, Rut, 1 ve 2. Samuel, 1 ve 2. Krallar, 1 ve 2. Tarihler, Ezra, Nehemya, Ester.

3-     Özdeyiş ve Şiirsel kitaplar. Eyüp, Zebur (Mezmurlar), Süleyman'nın Özdeyişleri, Vaiz, Ezgiler Ezgisi.

4- Peygamberlik Kitapları Yeşaya, Yeremya, Ağıtlar, Hezekiel, Daniel, Hoşea, Yoel, Amos, Ovadya, Yunus, Mika, Nahum, Habakkuk, Sefanya, Hagay, Zekeriya ve Malaki.

Eski Antlaşma'nın (Tevrat ve Zebur) Oluşması: On Buyruk Kutsal Yasa'nın bazı bölümleri taş levhalar üzerine kazınmıştı. Çıkış kitabının 19, 20 ve 31. bölümlerinde bundan söz ediliyor. Eski Antlaşma'nın ilk kopyaları, rulo haline getirilen ve genellikle 'tomar' diye tabir edilen deri parçaları üzerine yazılmıştır. Bu tomarların çoğu 1 metre boyunda ve 10 metre uzunluğundaydı. Genelde bir tomar bir kitap içerirdi. Ancak uzun kitaplar iki tomara sığdırılırdı. Bu işi yapan yazmanlar çok katı kurallara uymak zorundaydı. Örneğin kopyalamada tek bir harf bile eksik kalmasın diye deri üzerine kopyalayacakları kitabın bütün harflerini tek tek sayarlardı. Bu sayede özgün metinler çok önemsiz eksikliklerle günümüze kadar ulaştı.

 Yeni Ahit(İncil)   Kutsal Kitap'ın ikinci yarısı Yeni Ahit  ya da Yeni Antlaşma'dır. Ülkemizde İncil olarak bilinir. İncil'in ilk nüshaları İsa'nın yaşadığı dönemde en yaygın dil olan Grekçe'de yazılmıştır. İ.S. 96 yılında tamamlandı. İlk dört kitap İsa'nın yaşamını, öğretilerini, ölümü ve dirilişiyle ilgili bilgileri içerir. İlk dört kitabı izleyen Elçilerin İşleri başlıklı kitap, İsa'nın ölümünden sonra öğretisini yayan elçilerin faaliyetlerini anlatır. Bunu izleyen ve genellikle yazarının adıyla ya da yazıldığı topluluğun adıyla anılan mektuplar İncil'in neredeyse yarısını oluşturur. İsa'nın ölüp dirilmesinden sonra iman edip ilk elçilere katılan Pavlus bu mektupların on üçünü, o günün belli başlı topluluklarına ve önde gelen kişilere yazmıştır. Bu mektuplar ilk inanlı topluluklarına yol göstermek, İsa'nın öğretilerine uygun bir yaşam sürmelerini sağlamak ve karşılaştıkları sorunların üstesinden nasıl gelebileceklerini göstermek amacıyla yazıldı. İncil'in son kitabı olan Vahiy, Eskatolojik (insanın ve dünyanın sonuna ilişkin tanrı bilim kolu) inananları sıkıntılar karşısında cesaretlendirip teselli eder, gelecekteki olayları simgelerle açıklar. İsa Mesih'in ikinci gelişine ilişkin peygamberlikler de içerir.

İncil'in İlk Dört Kitabı:Yazarların adlarıyla anılır. Bunlar Matta, Markos, Luka ve Yuhanna'dır. Yazarların her biri, İsa'nın yaşamını ve öğretisini dikkatli, ayrıntılı ve değişik açılardan ele alır.  Elçilerin İşleri: İlk dört kitabı izleyen "Elçilerin İşleri" başlıklı kitap, İsa'nın seçtiği ilk öğrencilerin etkinliklerini, bir çoğu Anadolu'da olmak üzere ilk Kilise topluluklarının nasıl kurulduğunu anlatır. Bu kitabın yazarı İncil'in üçüncü kitabını da yazan Luka'dır.   Pavlus'un Mektupları:İsa'nın göğe alınmasından sonra mucizevi bir şekilde İsa'yla karşılaşan ve iman eden Pavlus, kurtuluş Müjdesini Yahudi olmayan uluslara iletmek görevini almış olarak Kutsal Ruh'un esiniyle değişik kişi ve topluluklara mektuplar yazdı

Kutsal Yazılar listesinde yer alan Pavlus'un 13 mektubu, İncil'in büyük bir bölümünü oluşturur. Bu mektuplar sırasıyla, Romalılar, I. Ve 2. Korintliler, Galatyalılar, Efesliler, Filipililer, Koloseliler, I. Ve 2. Selanikliler, I. Ve 2. Timoteos, Titus ve Filimon'dur.

Diğer Mektuplar: İbraniler, Yakup, Petrus'un Mektupları, Yuhanna'nın Mektupları ve Yahuda'nın Mektubu.        Peygamberlik Kitabı -Vahiy:  İncil'in son kitabıdır; Gelecekteki olayları haber veren peygamberlikleri, insanın ve dünyanın sonuna ilişkin ön görüleri içerir.              

                 KUTSAL KİTAP GÜNÜMÜZE NASIL ULAŞTI?

  Eski Antlaşma (Tevrat – Zebur)

            Bin beş yüz yıla yaklaşan bir süre içinde İbranice ve Aramice olarak kaleme alınan Eski Antlaşma, Tanrı halkının tarihini anlatır. Tanrı esiniyle yazan Eski Antlaşma yazarları, Tanrı'nın tüm insanlık tarihini kutsamak amacıyla seçtiği İsrail halkı için yaptıklarını, buna karşılık halkın Tanrı'ya nasıl tapınması gerektiğini anlatır. Tanrı, peygamberleri aracılığıyla insanlara seslenmekte ve tarihteki etkinliğini sürdürmektedir. Musa aracılığıyla verdiği On Buyruk'la insanlık tarihine kayıtsız olmadığını göstermiştir.

On Buyruk ve Kutsal Yasa'nın bazı bölümleri taş levhalar üzerine kazınmıştı. Mısır'dan Çıkış kitabının 19, 20 ve 31. bölümlerinde bundan söz ediliyor. Eski Antlaşma'nın ilk kopyaları, rulo haline getirilen ve genellikle tomar diye tabir edilen deri parçaları üzerine yazılmıştır. Bu tomarların çoğu 1 metre eninde ve 10 metre uzunluğundaydı. Genelde bir tomar bir kitap içerirdi; ancak uzun kitaplar iki tomara sığdırılırdı. Kopyalama işini yapan yazmanlar çok katı kurallara uymak zorundaydı. Örneğin kopyalamada tek bir harf bile eksik kalmasın diye deri üzerine kopyaladıkları kitabın bütün harflerini tek tek sayarlardı. Bir yanlışlık yapıldığı görüldüğünde nüsha yok edilir ve yeniden başlanırdı. Bu titiz kopyalama sayesinde özgün metinlerin bütünlüğü günümüze kadar korunabildi.  Ölü Deniz tomarları olarak bilinen Kutsal Kitap'a ait bazı bölümlerin elyazmaları, İ.Ö. 1500 - İ.S. 100 yılları arasında, uzun bir zaman dilimi içinde kaleme alınmış yazıların nüshalarıdır.     Kutsal Kitap'ın tamamını içeren ve günümüze ulaşan en eski nüshalar, ad ve tarihleriyle şöyle sıralanabilir.

a-         Codex Vaticanus: İ.S. 340 yıllarına ait olup Roma'da, Vatikan Kütüphanesi'nde korunmaktadır. Başlangıçta bütün Kutsal Kitap'ı içeriyordu; ama zamana dayanamayıp yıpranmış ve günümüze ulaşamamış bazı bölümleri eksiktir.

b-         Codex Sinaitacus:     İ.S. 400 yıllarına aittir. Kitap formunda ciltlenmiş bu Kutsal Kitap nüshası, 1933'de İngiltere tarafından Rusya'dan satın alınarak British Museum'da koruma altına alındı.

c-         Codex Alexsandrinus: İ.S. 400 yıllarına aittir. Kayıp 40 sayfa dışında tüm Kutsal Kitap'ı içerir. Bu nüsha da Londra'daki British Museum'da bulunmaktadır.

Kutsal Kitap'ın Türkçe Çevirisinin Kısa Bir Tarihçesi

Bu güne kadar iki binin üzerinde dile çevrilmiş bulunan Kitabı Mukaddes'in Türkçe çevirisinin kısa bir tarihçesi.   Kitabı Mukaddes'in ilk Türkçe çevirisi, Padişah 4. Mehmet'in baş çevirmeni Ali Bey'in de katkısıyla 1666'larda yapıldı. Çeviri basılmak üzere Hollanda'daki Leyden Üniversitesi'ne götürüldü; çeşitli nedenlerle üniversitenin kütüphanesinde 150 yıl bekledikten sonra on dokuzuncu yüzyıl başlarında bir ekip tarafından gözden geçirildi ve nihayet o günün Padişahı'nın izniyle 1827'de Arapça harflerle basıldı. Aynı çeviri, Yunan ve Ermeni alfabesiyle de basıldı.

On yedinci yüzyılda başlayıp On dokuzuncu yüzyılın ilk yarısında basılan bir metnin gerek uslup, gerekse dil açısından Osmanlıca'nın etkisinde olması kaçınılmazdı. Bu nedenle 1928'lerde başlayan Harf Devrimi, ardından gelen dildeki özleştirme çalışmaları, Kutsal Kitap metninin gözden geçirilmesini zorunlu kılmıştır. Bu amaçla metin üzerinde yapılan Türkçeleştirme çalışmaları 1941'de sonuçlanmış ve yeni metin aynı yıl ilk kez Latin harfleriyle basılmıştır.

Gerek Türk yazınındaki gelişmeler, gerek hız kazanan dildeki özleştirme çalışmaları 1960'ların sonlarında hem Kitabı Mukaddes Şirketi'ni hem de diğer Hıristiyan topluluklarını daha çağdaş bir çeviri yapmaya zorladı. Kutsal Kitap çevirisinde birçok ülkede karşılaşılan durum Türkiye'de de tekrarlandı ve çeviri çabaları önce İncil üzerinde yoğunlaştı. Kitabı Mukaddes Şirketi ile Çeviri Vakfı bağımsız olarak başlatıp 1986'da sonuçlandırdıkları çağdaş Türkçe çevirilerinin yanı sıra yarım kalan başka çeviri girişimleri de oldu. Bugün elimizde 1941'de gözden geçirilen ilk İncil çevirisinin yanı sıra 1986'da sonuçlanan iki ayrı çağdaş Türkçe İncil çevirisi bulunmaktadır.

1989'a gelindiğinde, bu iki çeviriyi gerçekleştirmiş olan Kitabı Mukaddes Şirketi ile Çeviri Vakfı, Eski Ahit'in çevirisi için ekiplerini birleştirmeye ve tek bir çeviri yapmaya karar verdi. 39 kitaptan oluşan Eski Ahit, üç çevirmen tarafından yapıldı. Tek bir çevirmenle 20 yıl kadar süren böylesine kapsamlı bir metnin çevirisi üç çevirmenin aynı zamanda çalışmasıyla 12 yılda tamamlandı. Bu arada İncil metni terminoloji ve üslup açısından gözden geçirilerek Eski ve Yeni Ahit metinleri arasında gerekli uyum sağlandı.Bu yeni çevirinin gerek Hıristiyan topluluklarının, gerekse Türk okuyucusunun beklentilerini karşılayacağını umuyoruz.