Bir çok defa şunlar soruluyor veya iddia ediliyor : Hıristiyan öğretisine göre her çocuk günahkar olarak dünyaya gelmekte ve Hıristiyanlar bunu Asli Günah ya da İlk Günah olarak adlandırmaktadırlar. Fakat böyle bir şey olabilir mi? Hiç bir şey yapmamış ve de yapamamış yeni doğmuş olan masum bir bebek günahkar, suçlu olabilir mi?
Gerçekten, yeni doğmuş olan bir
bebek günahkar olamaz. Çünkü hiç bir şey yapamaz ve vicdanı da hala
uyanmamıştır. Asli Günah olarak nitelendirilen olgu genellikle günah olarak
nitelendirdiğimiz olgu ile özdeş veya aynı anlamda değildir. Çünkü bu Asli
Günah dediğimiz olgu bir suç unsurunu kapsamamaktadır. Halbuki gerçek bir
günah daima bir suç içermektedir. “Asli Günah kişisel bir suçun
mahiyetinde değildir”.
Demek ki, aslında tam manası ile bir günah değildir. Ve ona “günah”
denilirse de, bu terim bir eylemi değil bir durumu belirtmektedir.
O halde neyi ifade eder bu Asli Günah terimi?
Bunu iki yaklaşım veya görüş açısı ile ele alabiliriz : biri
Antropolojiktir, diğeri ise Kutsal Kitaplara dayanmaktadır. Antropoloji
(İnsanbilimi) bize şunu gösteriyor ki, her insan, kendi iç dünyasında
kendini Allah’ın isteklerine veya emirlerine ve genel ahlak ilkelerine ters
düşen bir şekilde davranmaya sevkeden ve az çok etkili olan dürtüler ve
hevesler hissetmektedir. Bir
çoğunda şuur altında kalan bu güçler çağdan çağa, insandan insana
değişebilir. Bazı toplumlar ya da insanlarda saf maddecilik, bencillik,
zevkisefaya düşkünlük, açgözlülük ve cimrilik, gurur ve kibir olabilir. Bazı
toplumlarda ise daha çok üstünlük ve hükmetme, diğerlerini kötüleme eğilimi
olabilir. Ne olursa olsun, bu "Şer" eğilimler daima mevcutdurlar. Hatta
diyebiliriz ki, bu eğilimler sadece her bireyi değil, toplulukları bile
istila edebilirler.
Daha önemlisi bu durumdan sorumlu
olanı bulmaktır. Bu durumun mesuliyetini bir kimseye yüklemek imkansızdır.
Demek ki, bir suçluyu bulmak olanaksızdır. Varoluşçu filozoflar bireyin ve
insanlığın bu olumsuz durumunu bazen çok acı bir şekilde algılayıp
vurgulamışlardır. İnsanda ve hatta dünyada bir bozukluğun varolduğunu ileri
sürmüşlerdir, biri bile bu dünyamızın bir “Kırık Dünya” olduğunu
söylemiştir. (G. Marcel). Bu olumsuz durum Kutsal Kitap tarafından “Dünyanın
Günahı” olarak adlandırılır. Sonra da ilahiyatçılar, Aziz Augustinus
tarafından yaratılan “Asli Günah” (Peccatum Originis) deyimini kullanmaya
başlamışlardır. Bu deyimin daha doğru ve gerçekçi çevirisi “Menşeden Gelen
Günah” ya da “Menşenin Günahı” olurdu. Bu öğretinin kaynağı ve temeli
Tevrat’ın ilk sayfalarında anlatılan olaylar ve sonra da Aziz Pavlus’un
yorumlarıdır.
Tevrat’ın anlattıklarına göre Allah ilk Adamı (Adem) ve Havva’yı Eden
denilen bir bahçeye yerleştirmiştir.
Adem ve Havva tamamen masum, iyi ve
kutsal, ilahi inayetlerle donatılmış bir durumdaydılar. Bahçenin bütün
meyvelerinden faydalanacaklardı. Ancak iyilik ve kötülük bilme ağacından
yemeleri Allah tarafından yasaklanmıştı, yoksa öleceklerdi. Fakat yılan
(Şeytan’ın simgesi) tarafından kandırılarak bu yasak meyveden yiyip ilk
günahı işlemişlerdir. Bir itaatsizlik ya da Allah’a karşı isyandan ibaret
olan bu günahtan dolayı daha önce donatılmış oldukları inayet ve diğer
imtiyazlarını, asli iyiliğini ve ölümsüzlüğü ve özellikle Allah’la
dostluğunu kaybetmişler ve günah işlemeye eğilimine mazhar olmaya mahkum
olmuşlardır. Adem ile
Havva’nın soyundan gelenler ( bütün insanlar) aynı olumsuz durumda
bulunacaklar ve bu durumda dünyaya geleceklerdir. Ve Asli Günah olarak
adlandırılan olgu, insanların bulunduğu bu olumsuz durumdur, gerçekten bir
günah değildir, fakat bir günahın kötü sonuçlarını belirtmektedir. Demek ki,
bir eylemden değil, bir durumdan ibarettir. Ve onu “günah” olarak nitelemek
aslında bir yanılgıdır. Çünkü bir günahı oluşturan en önemli unsurlardan
biri, suç unsuru yoktur. Fakat yerleştirilmiş terimlerini değiştirmesi kolay
bir teşebbüs değildir ve genellikle başarısızlığa mahkumdur.
Mesih İsa ise insanlığı bu olumsuz durumdan kurtaracaktır. Günah ve ölüm bir insan yoluyla dünyaya girmiştir. Aynı şekilde de bir tek insan - Mesih İsa - sayesinde ve lütfuyla insanlar yine doğru kılınacak, aklanacaktır. Pavlus’un öğretisinin özeti bundan ibarettir. Aslında bu Asli Günah öğretisi, sadece Mesih İsa tarafından gerçekleştirilen kurtuluş eserinin negatividir ve kurtuluş eseri Asli Günahtan daha değerli ve daha önemlidir. Birçok defa bu Asli Günah öğretisi yanlış bir şeklide anlatılıp yorumlanır. Ve bir çok kez de bu yanılgın kökü veya kaynağı bu Asli Günah deyimidir. Çünkü ilk bakışta, insanın gerçekten bir günah işlemiş olarak dünyaya geldiği izlenimini vermektedir. Kilisenin öğretilerine göre bu “Günahkar” durumu insanın tabiatını tamamen ve köklü bir şekilde bozmamıştır. Sadece insanın iradesi zayıflamış, önceki hassas mahiyetini kaybetmiş, onun zekası da zayıflamıştır.