Bu soru da ara sıra sorulmaktadır.
Bazen daha açık bir şekilde “Allah ölebilir mi?” diye sormaktadırlar.
İsa’da hem ilahi, hem de beşeri tabiat mevcuttur. O iki tabiata sahiptir.
O’nun ilahi tabiatı yani ilahi Kelâm’ı, ezelden beri ve ebediyete kadar
varolmaktadır. Bu ilahi Kelam ölümsüzdür ve ölemez, bu muhakkaktır. Ancak
beşeri tabiatı sayesinde bir insan olarak yaşamaktaydı. İncil’de
görebildiğimiz gibi her insan gibi yerdi, içerdi, yorulurdu, uyurdu ve her
insan gibi ölebilirdi. Sonunda haç üzerinde gerçekten ölmüştür, daha
doğrusu öldürülmüştür, şehit edilmiştir. İncil bunu açık ve ayrıntılı bu
şekilde anlatmaktadır. İncil’in her dört metninde İsa’nın ızdıraplarını ve
ölümünü anlatan sayfaları en çok ayrıntılarla dolu sayfalardır. Bir mukayese
kullanarak diyebilirz ki, nasıl adi bir insanın ölüm anında vücudu ölür,
ruhu ise yaşarsa, İsa’nın ölüm anında vücudu ölmüş, ilahi şahsiyeti, benliği
ise ölmemiş, ezelden beri diri olduğu gibi, ebediyete kadar da diri
kalmiştir.
Fakat İsa niçin fanî ve alçak, sefil
olan dünyamıza gelip ölmüştür?
İsa “insanları kurtarmak için” bu dünyaya gelmiştir bu “kurtuluş” ibaresinin
tam manası, insanları hem günahlarından hem de cehaletten kurtarmak
demektir, yani onlara Allah’ın ne, veya daha doğrusu kim olduğunu, O’nun ne
gibi sifatlar ile donatılmış olduğunu, O’na giden yolun ne olduğunu ifşa
edip öğretmek için ve Allah’ın insanlara karşı beslediği sevgiyi belirtmek
için dünyamıza gelmiştir. Bizzat İsa bunu açık bir şekilde ifade etmiştir.
Nikodim isimli bir fensi ile konuşurken ona şunları da söylemiştir: “Allah
dünyayı o kadar sevdi ki, biricik Oğlunu verdi, öyle ki, O’na iman edenlerin
hiçbiri mahvolmasın, ama hepsi ebedi yaşama kavuşsun”. Ve ölümünün
arifesinde şakirtlerine de “Dünyanın Peder’i sevdiğimi ve Peder’in bana
buyurduğu her şeyi yerine getirdiğimi anlamasını istiyorum.” demiştir.
Aslında her şey Allah’ın sevgisinden kaynaklanmaktadır.