ANA SAYFA

 

Hıristiyanlara göre Mesih İsa, Allah’ın Oğludur. Bu iddia eski Yunan mitolojisinin tanrılarının serüvenlerini hatırlatmıyor mu? Allah’ın bir oğlu olabilir mi?

Gerçekten Hıristiyanlar, Mesih İsa’yı Allah’ın oğlu olarak kabul ederler ve kendisine Allah’a gösterilen hürmet ve saygıyı gösterirler. Hıristiyanlar bu deyimi kullanıyorlarsa, sırf Mesih  İsa’nın kendisi bunu söylediği için kullanmaktadırlar. İsa, kendisinden bahsederken, bu deyimi kullanmıştır. İsa, Allah’tan bahsederken, hatta O’na seslenirken, “Peder”, veya “Peder’im” deyimlerini kullanmıştır. Yahudilerde O’nu bu iddiada bulunduğu için suçlamışlardır: “Sen, insan olduğun halde, Tanrı olduğunu ileri sürüyorsun!”  Nihayet, Yahudilerin Yüksek dini Meclisi önünde, Başkâhin kendisine resmen: “Diri olan Allah’ın hakkı için sana yemin verdiriyorum, söyle bize: Allah’ın oğlu Mesih sen misin?” diye sorunca, İsa’nın olumlu cevabı üzerine Meclis O’nu idama mahkûm etmiştir. Demek ki, bizzat İsa bu gerçeği savunmuştur ve kendi hayatı pahasına bile onda ısrar etmiştir.

Fakat bu deyim bir çok defa ve bazen da kasten ya da kötü niyetlerle, yanlış bir şekilde açıklanır ve yorumlanır. Sanki Allah bir kadınla ilişki kurmuş ve bu ilişkiden İsa isimli bir oğul dünyaya gelmiş ve bu “oğul” Allah’ın oğlu olduğu için, ona ilâhi sıfatlar verilir ve Allah’a gösterilen hürmet ona da göşterilirmiş gibi bir yorum yapılır. Bu nevi yorumları ileri sürenler gerçekten eski Yunan mitolojisinin tanrılarının serüvenlerini Allah’a maletmektedirler. Gayet tabii olarak, hiç bir Hıristiyan böyle bir faraziye kabul etmez ve bu nevi hikayeler hiç bir Hıristiyanın aklına gelmez ye de gelemez.
Bu deyim şunu ifade eder : Mesih İsa’nın şahsiyeti veya daha doğrusu Uknumu, Teslis’in ikinci şahsi, yani ilâhi Kelamdır. Bu ilahi Kelâm ezelden beri mevcuttur ve ebediyete kadar varolacaktır. Fakat tarihin belli bir noktasında, yada anında, bu ezeli Kelam beşer tabiatını kabul ederek, beşeri bir Peder’i olmadan, bir insan vücudu alıp dünyamıza gelmiştir ve O’na, “Allah kurtarır” manasına gelen İsa, yada İbranice Yeşuha ismini koymuşlardır. 

Demek ki, Mesih İsa’ya “Allah’ın Oğlu” diyorsak ta, O’na “Allah’ın Kelâmı" da diyebiliriz, hatta bu son deyim daha uygun ve doğru olacaktır, zira ilahi Kelam’ın ezdi olduğunu herkes kolayca kabul eder. Böylece O'nun mevcudiyetinin, İsa’nın doğumu ile başlamadığı daha açık bir şekilde belli olacaktır ve bu deyim Allah’ın oğlu deyimi gibi yanlış anlamlara yol açmayacaktır. Aynı zamanda ilahi Kelam ezelden beri varolduğu ve Mesih İsa ise belli bir tarihte dünyaya geldiği için bu isim, yani Kelâm ismi, gerçeğe daha uygun olacaktır. Ancak İncil’de bu “Allah’ın Oğlu” deyimi bir kaç defa kullanılmıştır. Bunun için bu deyim çok yayılmıştır, aynı zamanda ilahi "Kelam" Peder Allah’a tıpatıp benzemektedir, tıpkı bir oğlun pederine, babasına, benzemekte olduğu gibi. Bu sebepten dolayı da O’na Oğul denilebilir.

Mesih İsa’nın en derin sırrı bundan ibarettir ki, O’nda beşeri bir kişilik veya daha doğrusu, beşeri benlik yoktur. O’nun kişiliği, O’nun benliği, Teslis’in ikinci şahsı olan ilahi Kelâm’ın benliğidir. Bu benlik ise ilahi bir benlik olduğu için, İsa ilahi bir benliğe, kişiliğe sahiptir ki, aslında bu sebepten dolayı O’na “Allah’ın Oğlu” denilebilir ve denilmektedir.Bütün bunlarda hiç bir cinsel, hatta hiç bir maddi taraf veya unsur yoktur. Hz. Meryem mucizeyi bir şekilde gebe kalmıştır ve onun oğlunun benliği ilahi bir benlik, ilahi bir şahsiyet, ilahi Kelâm’ın benliği olduğu için, Allah’ın oğludur. 

Aynı noktadan hareket ederek, Meryem Ana’yı belirtme için bir çok defa kullanılan “Allah’ın Annesi” deyimini anlayıp izah etmeliyiz. Bu deyim Hıristiyanlığın ilk asırlarından beri kullanılmaktadır ve M.S. 431 senesinde Efes’te toplanmış olan Konsil tarafından resmen kabul edilmiştir. Bu “Allah’ın Annesi” deyimi şunu ifade eder ki, biraz evvel izah edildiği gibi, Mesih İsa ilahi bir şahsiyete sahiptir, ilahi Kelâm’ın benliği O’nun beşeri şahsiyetinin yerini tutmuştur. Demek ki, Kutsal Uçlü Birliğin ikinci şahsiyeti gerçekten ve tam manası ile Mesih İsa’da mevcuttur, yani O gerçekten Kutsal Uçlü Birliğin ikinci şahsı, ilahi Kelâmdır. Böylece İsa’nın şahsiyeti ilahi bir şahsiyet ise, O’nun annesi de ilahi bir şahsın annesidir. Bu bakımdan kendisine “Allah’ın Annesi” diyebiliriz. Her ne kadar bu deyim, ilk bakışta biraz şaşırtıcı ise de 431 senesinde Efes’te toplanan Konsil bu “Allah’ın Annesi” deyimine o kadar çok önem vermişse, bunu Mesih İsa’nın ilahi cevher ve şahsiyetini vurgulamak için yapmıştır.